27 Temmuz 2011 - 19:30

Allah’ın adıyla Beşşar Esad, yeni siyasal partiler kanununu onayladı. Esad Yönetiminin bu hamlesi, Suriye’nin işgalini arzulayan kesimlerde ciddi bir rahatsızlık meydana getirdi.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Suriye’de yönetim karşıtı isyan ve saldırıların başladığı ilk günden itibaren, yıkıcı ve dış müdahaleye zemin hazırlayıcı medyatik saldırıların da dozu artmaya başladı.

Suriye’de yaşananların, Ortadoğu’daki diğer olaylardan çok farklı özelliklere sahip olduğu kabul edilmelidir.

Son günlerde, gasıp İsrail Rejimine olmadığı kadar, Esad Rejimine yükleniliyor. İsrail’le barış amaçlı müzakereler yapılabileceğini içine sindirenler, Esad Rejiminin meşruiyetini kaybettiği ve kesinlikle bu rejimin yıkılması gerektiği inancını dile getiriyorlar.

Bu tutarsız ve kasıtlı ısrarların altında, Suriye’de Batı yanlısı bir yönetimi işbaşına getirme amacı yatmaktadır.

Daha önce birçok kez, Suriye’deki isyanların haklı temellere dayanmadığını ve dış güçlerin komplolarına hizmet niteliği taşıdığını belirtmiştim. Konunun bu kısmı yeterince açık olduğundan dolayı, fazla detaya girmek istemiyorum.

Derler ki; adamın biri eline aldığı baltayla, ormandaki koca koca ağaçları devirmeye başlar. Mesel bu ya, ağaçlardan biri, yanındaki diğer ağaca dönerek şöyle der:

- Görüyor musun, küçücük bir demir parçası nasıl da bizi deviriyor…

Diğer ağaç, derin bir ah çekerek şöyle cevap verir:

- Sapı bizden ! Sap olmadan, balta hiçbir işe yaramaz ve bizi deviremezdi !

Sömürgeci batılı güçler ve Siyonist İsrail’in bölgeyle ilgili hedefleri ve mevcut potansiyelleri, sapsız balta misali gibidir. Ne yazık ki o balta, bazı Müslümanlar tarafından saplanıyor !

Esad Yönetiminin gösterdiği olağanüstü sabır ve iyi niyet çabalarına rağmen, sömürgecilerin savaş baltalarını saplayanlar, olayın vahametini anlamak istemiyorlar.

Suriye hükumetinin, siyasal partiler kanununu onaylaması, batılılıların komplolarını bozacak nitelikte akıllıca bir hamle oldu. Ayrıca Suriye halkı ve tüm Müslümanlar tarafından olumlu ve sevindirici bir gelişme olarak değerlendirildi.

Suriye konusunda farklı eğilimler taşıyan ve bu tutarsız eğilimlerin etkisiyle sorumluluk bilincini kaybeden bazı yazarlar; Bu kararı demokrasi makyajı olarak niteliyor ve yıkıcı tercihlerde ısrar ediyorlar.

Sevgili Hakan ALBAYRAK, Yeni Şafak Gazetesindeki köşesinde, (26.07.2011) demokrasi makyajı olarak nitelediği bu kararı, yine kişisel eğilimleri doğrultusunda değerlendirerek, Suriye olayları hakkındaki subjektif tutumunu bir kez daha ortaya koydu.

Sevgili ALBAYRAK’IN, kişisel eğilimlerle desteklediği tutarsız görüşleri şöyle:

Sözde devrim kıskacında alındığını iddia ettiği bu kararı ironik buluyor ve Esad rejimini ‘’ Yalan Makinesi ‘’ olarak niteliyor.

Bu karara inanmakta müşkülatlar yaşadığını belirterek ( ki müşkülatlar yaşıyor olması doğaldır ! ) açık bir şekilde içinde bulunduğu psikolojik tutarsızlığa ve algı bozukluğuna işaret ediyor.

Başını Amerika’nın çektiği batılı sömürgecilerin uyduruk demokrasi ve özgürlük vaatlerini sorgulamak yerine, Suriye yönetiminin bu kararını ‘’ Fantastik ‘’ bulduğunu ifade ediyor.

Görevi ihmal gerekçesiyle azledilen Vali olayını çarpıtarak, Valinin isyancılara göz yumduğu ve isyancıları haklı bulduğu için görevden alındığını iddia ediyor.

Onaylanan siyasal partiler kanununu, kâğıt üzerinde kalacak bir karar olarak niteliyor; Esad’ı, halkı tağuta kurban etmekle, kanını akıtmakla suçlayarak, sözde ihanet senaryosu üretiyor.

Suriye halkının bu karara inanmadığını iddia ediyor, benzeri binlerce karar alınsa bile, uygulayıcı Esad hükumetinin faşist, despot ve cani olduğunu savunuyor.

Sevgili ALBAYRAK, adeta bir Beyaz Saray Sözcüsü gibi; artık ‘’ sözün bittiği yere gelindiğini ‘’, Esad Rejiminin halka ihanet ettiğini, bundan sonra çıkarılacak bütün kanunların ve hayata geçirilecek reformların, sözde ihanetin altında ezilmeye mahkûm olduğunu iddia ediyor.

‘’ PENTAGON, DÜZENİN YIKILMASINI İSTİYOR ‘’ gerçeğinin aksine, ‘’ Halk Düzenin Yıkılmasını İstiyor ‘’ iddiasında bulunarak, işgalci güçleri haklı çıkaracak eğilimler ve tercihler sergiliyor.

Sevgili ALBAYRAK, Suriye İhvan Hareketinin hedeflerine bağlılığı gereği; iktidarın acilen, ‘’ Radikal ‘’ bir şekilde değiştirilmesi gerektiği inancını ısrarla vurguluyor.

Olur, Sevgili ALBAYRAK !

Başka da bir arzunuz varsa, Suriye halkı ve tüm Müslümanlar, sizin ve işgalcilerin arzu ve eğilimlerinizden kaynaklanan emirleri yerine getirmeye hazırdır.. (!)

Sevgili ALBAYRAK’IN kişisel eğilimlerinden yansıyan en traji-komik talep ise şöyle:

Baas Rejimi bir an önce lağvedilmeli, sicili temiz kişiler(!) tarafından, bir an önce geçiş hükumeti kurulmalıdır.

Ayrıca kurulacak olan yeni hükumet, rejimin pisliklerine bulaşmamış, ‘’ hürriyet ‘’ ve ‘’ adalet ‘’ konusunda sicilleri temiz, saygı ve güven veren kişilerden oluşmalıymış !

Dış güçlerin komplo ve provokasyonlarının arkasına saklanıp, eli kanlı silahlı lejyonerleri kullanarak; masum insanların katledilmesine zemin hazırlayan Suriye İhvan Hareketinin, temiz bir sicile sahip olduğunu iddia ediyor.

İslam Ümmetinin geleceğine dönük Emperyalist ve Siyonist baskılara olanak sağlayan, ‘’ mezhep faşizmini ‘’ silah olarak kullanan, ülkenin geleceğine Emperyalist ve Siyonistlerle birlikte karar veren Suriye İhvan Hareketi liderlerinin sicillerinin temiz olduğunu savunuyor.

Söz konusu illegal hareketin mimarlarının, saygı ve güven vereceklerini düşünen, ‘’ hürriyet ‘’ ve ‘’ adalet ‘’ getireceklerine inanan bu samimiyetten uzak ve tutarsız anlayış, Sevgili ALBAYRAK’IN içinde bulunduğu bozuk ruh halinin dışa yansımasıdır.

Sevgili ALBAYRAK, hangi telkinlerden beslendiği açık olan söz konusu talepleri ısrarla sıralıyor ve işportacı mantığı ile ekliyor:

- ‘’ Aşağısı, gerçekten kurtarmaz ! ‘’ diyor…

Başka bir arzunuz var mı Hakan Bey ?

Suriye’de dış güçler tarafından sergilenen komplo ve provokasyon ürünü ihanetleri savunmakla, söz konusu ihanetlere ortaklık etmek arasında bir fark yoktur!

Sedat AKMERCAN